5 Aralık 2012 Çarşamba

Evlilik Üzerine


            İnsanoğlu işte hangi yaptığına akıl sır erer ki! Hangimiz çocukken büyümek, büyükken çocukluğumuza dönmeyi istemedik. Hayatın içinde olanlar bunu açıkça görmektedirler, insan elinde olmayana meyleder. Nefis insana her zaman daha mutlu olacağı noktayı gösterir, kıvırcık saçlı kişi saçını düzlemek için bin bir eziyete karşı sabreder, saçı düz olan kıvırcık olsun diye çabalar. Teni beyaz olan esmer olmak denize solaryuma girer, esmer olan beyazlamak için çabalar vs. bunlar günümüzde kolay olsa da daha 30 yıl öncesine kadar insanlar bu saydıklarımızı elde etmek için acı çekerlerdi. Evlilikte öyle… Bekar evlenmek ister, evli bekar olabilmek. Bunlar tamamen nefsin telkinleridir. Kişi yaradılış gayesine uygun olarak bunlarla uğraşmak yerine hayatına odaklanmalıdır. İslami açıdan bakıldığında evlilik inanlar için bir nimet, fırsat ve sonsuz mutluluğun kaynağı, cennetin anahtarıdır.
            Günümüzde yaşanan sıkıntılar açıkça ortada, insanların evlilik öncesinde görüşmelerine rağmen evlendikten 5-6 ay sonrasında soluğu mahkeme kapılarında almaları. Aldatma oranlarının artışı, maneviyatın çöktüğünün en büyük delilidir. Bu konu hakkında yazılıp çizilenler fazlasıyla olmuştur. Görücü usulü olan evliliklerde aslında bundan farksız değildir, sonuçta insanlar gördükleri ve duyduklarından etkilenirler. İsveçli bilim adamlarına söyleyeyim, bir daha araştırmalarını evli birkaç çift alıp onlara romantik yada hiç romantik olmasa da birkaç Türk dizisi izlet sinler  dizilerde görülenin aksine akşam erkek eve yorgun argın gitsin. Kadında sabahtan evi temizleyip, yemek yapmanın vermiş olduğu yorgunluk ile perişan bir halde karşılasın kocasını, bu evlilik ne kadar sürer. Çok merak ettim şimdi.
            Kim ne derse desin, ne erkekler eskisi gibi yoruluyor nede kadınlar eskiden yaşadıkları sıkıntıları çekiyorlar. Gelin kaynana kavgaları meşhurdu, bir efsane gibi çektirilen eziyetler kulaktan kulağa yayılırdı. Daha en fazla 30 yıl öncesinde gelin sınıfında ki kaynana bugün geleceğin kaynanası olan gelinine çektirmekle meşgul olurdu. Ah o diziler, yine aynı kapıya çıktık, günümüzde diziler gelinlerin neler beklemesi neler yapması gerektiğini fısıldıyor onlara. Eve gelen erkeğin elinde çiçek yüzünde gülücükler açmalı, eve dinlenmek huzur bulmak için değil de romantizmi doruklarında diziler misali yaşamak için geldiğine inanıyor evin hanımı.
            İfrat muhakkak Tefrid'i doğurur. Siz evde ne kadar romantik bir erkek beklerseniz, o erkekte evde o kadar maço olmaya çalışacaktır. Hepimizin hayranlıkla izlediği dizilerde de bu böyle oluyor, hatta maço olmaya çalışan erkek her defa kaybeden tarafta oluyor.
            Bizim için “en güzel örnek” olan peygamber efendimizin ev hayatını hiç birimiz bilmiyoruz, bilenlerimiz de uygulamıyor.
            Çenem düştü, çok uzattım…
            Evlilik güzeldir. İki farklı insanın ortak noktalarını bulmaları, güzel çocuklar dünyaya getirip Allah’ın rızasını kazanmaya çalışmaları, yer yüzünün halifesine yakışan, bozguncuların karşında durup, imarına kalkışmalı. “Her canlı ölümü tadacaktır” ayeti kerimesi her şeyi anlatmaya yetiyor. Hepimiz göçüp gideceğiz, nasıl ki bize gelen birini güzel hatırlamak isteriz, dünyaya güzel bir seda bırakmak için geldik.
           
            Baylara nasihat:
-         Kadınlar konusunda Allah’tan hakkıyla korkun. Haklarına riayet edin.
-         Peygamber efendimizin yaşantısını örnek alın.
-         Eve ne getirirseniz o pişer, patlıcan getirip et beklemeyin.
-         Eşinizle her şeyinizi paylaşın. Dertleşin.

Bayanlar evlendikten sonra eşlerine en çok kullandıkları cümle nedir tahmin edebilir misiniz?
“Evlendikten sonra çok değiştin”
Arkadaşım bunu söyleyen eşine “ok hedefi vurduktan sonra yapılacak bir şey kalmaz” demiş. Yani evlendik artık seni tavlamaya çalışamam. Aksine erkek eşini her defasında kendisine aşık etmeyi başarmalıdır.
Bayanlara nasihat:
-         Eşleriniz konusunda Allah’tan hakkıyla korkun. Haklarına riayet edin.
-         Peygamber efendimizin eşlerine bakın, onları örnek alın, özellikle Ahzab suresinin 28 ve 29 ayetlerinin nüzul sebeplerini sıkça hatırlayın.
-         Eşinizin ağzından “ben senden razıyım Allah’ta senden razı olsun” cümlesini duymak için gayret gösterin.
-         Eşinizin gözünü dışarıda bırakmayın. Bu onu dışarıya göndermemekle olmaz. Kendinize bakarak, herkese değil sadece ona ait olduğunuzu hissettirerek süslenin, bakımlı olun.
-         Eşiniz sizi işinden yada sosyal hayatından dolayı ihmal ettiğini düşündüğünüzde fırsatları kollayın ve iyi değerlendirin.

Günümüzde kimse sen yanımda ol da yediğimiz tarhana çorbası olsun demiyor. Çünkü kimse tarhana çorbasını bile hatırlamaz oldu. Erkek evine ekmek getirmek için daha çok gayret sarf etmek zorunda kalıyor. Sosyal hayat ise kişi diğer insanlara faydalı olduğu sürece ona dokunmayın, bırakın sadece para için değil, insanlar içinde yaşayan birkaç kişi kalsın. Erkeğin çok çalışması yada sizi rahatsız edecek derecede sosyal olması sizi sevmediği anlamına gelmez.
Her iki tarafa:
Evlilik sizin, evlenen sizsiniz, bunda başkalarının söz sahibi olmasına engel olun. Sizi sevmese sizinle evlenmezdi. Sizi sevmeyi bıraksa sizinle yaşamaya devam etmezdi. Sizden kaçmak isteyeni zaten anlarsınız. Hayatlarımızı zehir etmenin bir anlamı yok.

2 yorum:

  1. Ö. Kırdar abi, bu yazını beğenerek okudum. Gerçekten güzel tavsiyelerin var. Ama şunu da eklemekte fayda var. Her ne kadar da suçun olmasa, ve daima yanlış anlaşılır olsan, sürekli senden ilgi bekleyen bir eşin varsa, ama o elini bile kıpırdatmıyorsa, sana canlılık vermiyorsa, senin sorun yapacağın,üzüleceğin şeyleri bile bile inadına yapıyorsa o halde bu evlilikte gene sen mi suçlu olursun??

    Dünyada öyle insanlar türedi ki, gaye Allah rızası değil, gaye gönül hoşnutluğu. Gönlü hoş olmayınca, gönlünü hoş edecek herşeyi mübahlaştıran bir nesil türedi. Hele hele erkeklerde bu çoğunlukta. 4 evliliği bile mutlu mesut bir gününüzde hiç yoktan dile getirip, kadındaki o hassas , ince duyguları cam kırığına benzetip o günü berbat etmekte ellerine su götürmez artık. Peki buna ne diyeceksiniz? 4 evlilik hakkındaki genel kanaat nedir? 2. bir eş, ilk göz ağrısını boşanma eşiğine getiriyorsa o halde bu kadının suçu mu? Allah , evin içinin huzurunun kaçacağı bir konu üzerinde erkeğe neden birsürü hak tanımış? Yoksa bu tamamen örfî bir meselemiydi? Yani araplara has bir izin mıydı? Tıpkı mut'a da olduğu gibi?

    Umarım kısa zamanda bir cevabınız olur. Şehabeddin hocama çok çok selamlar.

    YanıtlaSil
  2. Evlenen insanlar bazen neden yada nasıl evlenmeleri gerektiğini bilmiyor. Bay yada bayan evleneceği insanın ilk olarak yüzüne bir bakmalı, içine huzur veriyor mu? Yüzüne baktığı zaman mutlu oluyorsa oturup konuşmaya başlamalı. Şahsi kanaatimdir ilk buradan kaybediyoruz. Bizleri mantık evliliği yapmaya zorluyorlar.
    Dünyada gaye Allah rızası olmaktan çıktıysa bunda en büyük rol annelerindir. İnsanlar keyifleri yerinde iken şakalaşır ve şakalar kişinin zayıf noktası üzerinden yapılır. Kilolu olan bir insana kiloları ile ilgili şaka yapılır, bayanlar içinde bu böyledir. Bu konu da şaka yapılan kişi kilolarını tiye alırsa bir daha bu konuda şaka yapılmaz.
    Allah peygamberini de kitabını da tüm insanlığa göndermiştir. Mut'a Araplara has bir durum değil Müslüman olan herkese haramdır. Vahiy merkezli dinlerde gelen emir sorgulanmaz, biz imanımız zayıf olduğu için sorgulamaya başladık.
    4 evlilik hakkında genel kanaat diye bir şey yok Allah ruhsat vermiş adaletli olmak kaydıyla gücü yeten evlenebilir. Hatta sadece Müslümanlar ile değil, Hristiyan yada Yahudi kadınlar ile de evlenebilir.
    2. eş ilk göz ağrısını boşanma eşiğine getiriyorsa bu adamın suçudur. Ama bu dünyada insanların başına suçlu oldukları için dert bela gelmez. Allah hesabı öbür dünyaya bırakmıştır. Böyle bir durumla karşılaşan kadın sabretmeli Allah'a dayanıp güvenmelidir.
    Evlilik irade değil idare meselesidir diyor Hz. Ömer (ra)


    Mes'uliyet erkeğe verilmiştir. Bir çok konu da tasarruf hakkı da öyle. Allah evde huzurun kaçmasını istemez. Biz huzuru kaçırıyoruz.
    İstatistiklere bakarsanız dünya üzerinde en zor şartlara maruz kalan kadınlardır. Nüfus oranları erkeklerden fazla, yaşam şartları erkeklerden kötü. Ama hiç bir kadın kalkıp kocasına şu kadınla evlen sahipsiz kalmasın demiyor. Şehit eşleri, Suriye'de Irak'ta dul kalan kadınlar ve hatta hiç evlenmemiş olanları var.

    Konu biraz uzun umarım anlatabilmişimdir, aleyküm selam iletirim inşallah.

    YanıtlaSil