26 Kasım 2012 Pazartesi

Muhteşem


İnsanlar, tarihin hangi döneminde başladı bilmiyorum ama, bir şeyler anlatmaya başladı. Sonra yazmaya, okumaya ve gün geldi ki artık sergilemeye başladılar, anlatmak istedikleri her neyse… İlk nasıl oldu? Birisi taklit mi etti diğerini? Tiyatroya nasıl geldik? Derken önce sinema sonra televizyon, filmler den diziler ve buradayız. Kanallar da gösterilen dizi sayısı kaçtır bilmiyorum, amacım sizlere analizler sunup sayılarla gidilen felaketi göstermek değil. Her gün her kanalda en az beş farklı dizinin bir bölümü yayınlanıyor. Bununla da kalmadık, son yıllarda bulunduğumuz coğrafyada ismimiz sıkça zikredildiği için, Ortadoğu ve Balkan ülkelerine de dizilerimizi pazarladık. Artık dünya da yaklaşık 50 ülkede Türk dizileri izleniyor. Bu da Türkiye’yi tanımayan insanların, diziler ile tanımasını sağlıyor.
Gel gelelim başbakanın söylediklerine, diziye sert sözlerle yüklendi (söylediklerini copy-paste yapmak istemedim), medya da bu geniş yankı buldu. Peki 2. yada 3. sezonuna girmiş bir diziyi neden şimdi eleştiriyor. Pakistan’da bir devlet başkanı ona “Nedir bu sizin dizileriniz den çektiğimiz. İnsanlar o saatte dışarıya bile çıkmıyorlar.” Demiş olabilir. Nitekim Kıvanç Tatlıtuğ’un oynadığı birkaç dizi yüzünden insanlar eşlerinden boşanmaya kalktı. Evine işin yorgunluğunu atmak ve sıcak bir yemek için gelen bir adamın karşında, sabahtan akşama kadar dizilerimizi izleyip eve elinde çiçek ile gelen bir adam hayal eden kadın. Şiddetli geçimsizliklerin ilk basamağıdır. Başbakan söyleyeceğini söyledi, bundan sonra tekrar gündeme getirir mi bilinmez. Yalnız kesin olan, kim ne derse desin, Başbakan çok güzel gündem oluşturuyor. İnsanlara istediğini empoze ediyor, günlerdir konuştuğumuz şeyleri bir konuşmasında unutturabiliyor. Ak gençlikte buna hemen destek veriyor, sosyal medyada paylaşım limitlerini zorluyorlar. Bizim medya ve aydınlara düşende bu konu da yorum yapmak oluyor.
Buraya kadar gelmişken Gülen cemaatine de değinmeden geçmek olmaz. Dershaneler konusunda verdikleri çaba takdire şayandır. Milyonlarca insana mesaj atarak başlattıkları tag için destek topladılar hatta onu dünya TT listesine almayı başardılar. Hiç gündem de yokken bunu aniden yapıyorlar.


Ömer Yusuf

19 Kasım 2012 Pazartesi

Türkiye, Siyaset ve Dünya

Tarih: 31.10.2012


İnsan yeryüzünde var olmaya devam ettikçe bir düzen muhakkak olacaktır. Bu haklı yada haksız olabileceği gibi, kötü yada iyi olabilir. Yazıyı yazmaya Şam'da gerçekleşen bir suikast haberini okuduktan sonra başladım. Aklımda ise sadece Başbakanın Birleşmiş Milletler için söylediği sözler var. Türkiye kendi söküğünü dikerken yol almayı da unutmaması gerekiyor. Gündem maddelerini sıralama kalksak, ne kadar sürer hiç düşündünüz mü? Kısa bir deneme:
- Cumhuriyet Bayramı kutlamaları (meydanlara inen vatandaşların görmüş olduğu muamele),
- Açlık grevleri (önceden cezaevlerinin kötü durumlarına karşı yapılırdı, şimdi terörist ele başı için) 
- Terör sorunu (operasyonlar, şehit cenazeleri),
- Güneydoğu da meydana gelen olaylar, okulların yakılması (Hakkari de sadece bu dönem üç defa yakılan okul var),
- CHP İstanbul il başkanının sarf ettiği sözler (kutlama yürüyüşleri sırasında askerlere dönerek "sizin koruyamadığınız Cumhuriyeti biz koruyoruz" demesi)
- Çift başlı yönetim (başkanlık),
- Seçilme yaşının düşürülmesi (18-21),
- BDP'lilerin fezlekesi adalet bakanlığında (bir grup bağımsız BDP millet vekilinin yol çevirip kontrol noktası oluşturan teröristlerle kucaklaşması),
- Bursa'da yaşanan gerginlikler (BDP yanlıları ve mahalle sakinleri arasında çıkan tartışmalar sonunda asker takviyesine sebep oldu),

Bunlar gündem başlıkları bir bunun yanında aşılan barikatlar dan tutunda Hürriyet ve Yeni Akit gazetelerinin yayınladıkları resimler sosyal medyayı birbirine katan fotoğraf. il başkanına yağan istifa talepleri bunlarda gündemin yaygara kısmı 

Açlık Grevi


Geçen günlerde son bulan açlık grevleri amacına ulaştı mı? tartışmaları çok sürmez. Ancak sorunun cevabını ne zaman alacağımız meçhul, nitekim insanların çoğu bunu anlamasa da siyaset hemen sonuç veren bir yer değildir. Bugün atılan bir tohum bir daha ki genel seçimler de meyve verebilir. Açlık grevlerinin amacı ana dilde savunma hakkı değil. Öcalan'a sağlanacak kolaylaştırmalar ve mahkuma tanınmayan bir takım kolaylıklardan faydalanması. 
Açlık grevlerini terör örgütünden yada BDP'den çok yapılan gösteriler gündem de tuttu. Barolar, doktorlar, sendikalar, stk'lar vs. açlık grevlerine çözüm bulunmasını istedi. Bu grevin bırakılması için grevde olanlara karşı yapılan yürüyüşler değil, aksine hükumete karşı yapılan yürüyüş ve gösterilerdi. İnsanlar bundan fazlasıyla rahatsız oldular. Bu tam anlamıyla bel altına vurmak demek. İnsanlar açlık grevine girecek kendilerini öldürmekle tehdit edecekler, isteklerini hak etmeyecekler ama biz onlara bir şey olmasın diyerek buna göz yumacağız. 
Sona ermesine sevinemediğim açlık grevleri ileri de daha kötü senaryolara ilham kaynağı olmasından korkuyorum. Gazeteler ve medya öyle bir boyuta geçmiş ki, ya hükumet İmranlı'ya teşekkür etti diye duruyorlar yada başka gündemler ile manşet yapıyorlar. 
Medya kamuoyuna aşıladığı bilinç; Açlık grevlerini bitiren kişinin kahraman olacağına yönelikti. Grevlerin bitimine müteakip doğu da 5 şehit haberi akılları iyice bulandırdı. Tarih okuyucusuna, eğer güçlü bir düşmana sahip isen onu ancak bölerek yenebileceğini öğretir. 
Sonuç olarak izlenmesi gereken yol gündemden açlık grevini kaldırmak, aynı zaman da hepimizin bildiği terör örgütünün içine sızmış istihbarat elemanlarını da örgütü bölmek için harekete geçmelerini sağlamaktır. Eğer korktuğumuz başımıza gelir de örgüte mensup olanlar bebek katilinin sözünde birleşirlerse. Bugüne kadar gördüğümüz günlerin en kötüsüne maruz kalacağız.