
İnsanoğlu
işte hangi yaptığına akıl sır erer ki! Hangimiz çocukken büyümek, büyükken çocukluğumuza
dönmeyi istemedik. Hayatın içinde olanlar bunu açıkça görmektedirler, insan
elinde olmayana meyleder. Nefis insana her zaman daha mutlu olacağı noktayı
gösterir, kıvırcık saçlı kişi saçını düzlemek için bin bir eziyete karşı
sabreder, saçı düz olan kıvırcık olsun diye çabalar. Teni beyaz olan esmer
olmak denize solaryuma girer, esmer olan beyazlamak için çabalar vs. bunlar
günümüzde kolay olsa da daha 30 yıl öncesine kadar insanlar bu saydıklarımızı
elde etmek için acı çekerlerdi. Evlilikte öyle… Bekar evlenmek ister, evli
bekar olabilmek. Bunlar tamamen nefsin telkinleridir. Kişi yaradılış gayesine
uygun olarak bunlarla uğraşmak yerine hayatına odaklanmalıdır. İslami açıdan
bakıldığında evlilik inanlar için bir nimet, fırsat ve sonsuz mutluluğun
kaynağı, cennetin anahtarıdır.
Günümüzde
yaşanan sıkıntılar açıkça ortada, insanların evlilik öncesinde görüşmelerine
rağmen evlendikten 5-6 ay sonrasında soluğu mahkeme kapılarında almaları.
Aldatma oranlarının artışı, maneviyatın çöktüğünün en büyük delilidir. Bu konu
hakkında yazılıp çizilenler fazlasıyla olmuştur. Görücü usulü olan evliliklerde
aslında bundan farksız değildir, sonuçta insanlar gördükleri ve duyduklarından
etkilenirler. İsveçli bilim adamlarına söyleyeyim, bir daha araştırmalarını
evli birkaç çift alıp onlara romantik yada hiç romantik olmasa da birkaç Türk
dizisi izlet sinler dizilerde görülenin aksine akşam erkek eve yorgun argın
gitsin. Kadında sabahtan evi temizleyip, yemek yapmanın vermiş olduğu yorgunluk
ile perişan bir halde karşılasın kocasını, bu evlilik ne kadar sürer. Çok merak
ettim şimdi.
Kim ne
derse desin, ne erkekler eskisi gibi yoruluyor nede kadınlar eskiden
yaşadıkları sıkıntıları çekiyorlar. Gelin kaynana kavgaları meşhurdu, bir
efsane gibi çektirilen eziyetler kulaktan kulağa yayılırdı. Daha en fazla 30
yıl öncesinde gelin sınıfında ki kaynana bugün geleceğin kaynanası olan
gelinine çektirmekle meşgul olurdu. Ah o diziler, yine aynı kapıya çıktık,
günümüzde diziler gelinlerin neler beklemesi neler yapması gerektiğini
fısıldıyor onlara. Eve gelen erkeğin elinde çiçek yüzünde gülücükler açmalı, eve
dinlenmek huzur bulmak için değil de romantizmi doruklarında diziler misali
yaşamak için geldiğine inanıyor evin hanımı.
İfrat
muhakkak Tefrid'i doğurur. Siz evde ne kadar romantik bir erkek beklerseniz, o
erkekte evde o kadar maço olmaya çalışacaktır. Hepimizin hayranlıkla izlediği
dizilerde de bu böyle oluyor, hatta maço olmaya çalışan erkek her defa kaybeden
tarafta oluyor.
Bizim için “en
güzel örnek” olan peygamber efendimizin ev hayatını hiç birimiz bilmiyoruz, bilenlerimiz de uygulamıyor.
Çenem
düştü, çok uzattım…
Evlilik
güzeldir. İki farklı insanın ortak noktalarını bulmaları, güzel çocuklar
dünyaya getirip Allah’ın rızasını kazanmaya çalışmaları, yer yüzünün halifesine
yakışan, bozguncuların karşında durup, imarına kalkışmalı. “Her canlı ölümü
tadacaktır” ayeti kerimesi her şeyi anlatmaya yetiyor. Hepimiz göçüp gideceğiz,
nasıl ki bize gelen birini güzel hatırlamak isteriz, dünyaya güzel bir seda
bırakmak için geldik.
Baylara
nasihat:
-
Kadınlar konusunda Allah’tan
hakkıyla korkun. Haklarına riayet edin.
-
Peygamber efendimizin yaşantısını
örnek alın.
-
Eve ne getirirseniz o pişer,
patlıcan getirip et beklemeyin.
-
Eşinizle her şeyinizi paylaşın.
Dertleşin.
Bayanlar
evlendikten sonra eşlerine en çok kullandıkları cümle nedir tahmin edebilir
misiniz?
“Evlendikten sonra
çok değiştin”
Arkadaşım bunu
söyleyen eşine “ok hedefi vurduktan sonra yapılacak bir şey kalmaz” demiş. Yani
evlendik artık seni tavlamaya çalışamam. Aksine erkek eşini her defasında
kendisine aşık etmeyi başarmalıdır.
Bayanlara nasihat:
-
Eşleriniz konusunda Allah’tan
hakkıyla korkun. Haklarına riayet edin.
-
Peygamber efendimizin eşlerine
bakın, onları örnek alın, özellikle Ahzab suresinin 28 ve 29 ayetlerinin nüzul
sebeplerini sıkça hatırlayın.
-
Eşinizin ağzından “ben senden
razıyım Allah’ta senden razı olsun” cümlesini duymak için gayret gösterin.
-
Eşinizin gözünü dışarıda
bırakmayın. Bu onu dışarıya göndermemekle olmaz. Kendinize bakarak, herkese
değil sadece ona ait olduğunuzu hissettirerek süslenin, bakımlı olun.
-
Eşiniz sizi işinden yada sosyal
hayatından dolayı ihmal ettiğini düşündüğünüzde fırsatları kollayın ve iyi
değerlendirin.
Günümüzde
kimse sen yanımda ol da yediğimiz tarhana çorbası olsun demiyor. Çünkü kimse
tarhana çorbasını bile hatırlamaz oldu. Erkek evine ekmek getirmek için daha
çok gayret sarf etmek zorunda kalıyor. Sosyal hayat ise kişi diğer insanlara
faydalı olduğu sürece ona dokunmayın, bırakın sadece para için değil, insanlar
içinde yaşayan birkaç kişi kalsın. Erkeğin çok çalışması yada sizi rahatsız
edecek derecede sosyal olması sizi sevmediği anlamına gelmez.
Her iki tarafa:
Evlilik sizin, evlenen sizsiniz, bunda başkalarının söz sahibi olmasına engel olun. Sizi sevmese sizinle evlenmezdi. Sizi sevmeyi bıraksa sizinle yaşamaya devam
etmezdi. Sizden kaçmak isteyeni zaten anlarsınız. Hayatlarımızı zehir etmenin
bir anlamı yok.