İnsan
dünyaya geldiği ilk andan itibaren bir gizem peşinde koşar, gizlediği bir takım şeyleri paylaşma hissi hep
bu gizem sevdası yüzünden. Arkadaşlık hangi kelimeden türemiş, nerede ne zaman
kullanılmaya başlanmış hiç önemli değil. İnsan bu dünyada olduğu sürece
saklanan ve gizlenen gerçekler de olacaktır, sır tutması gereken arkadaşlar da.
Arkadaşlık, dostluk, yarenlik, kankalık vs. bunlar iki insan arasında oluşan
muhabbetin farklı boyutlarıdır.
Lise
yıllarımda çok sevdiğim bir ağabey İmam Gazali’nin ‘Bana Arkadaşını Söyle’
kitabını hediye etmişti. O kitabı okuduğum zaman çok şaşırmış, uzun bir süre
etkisinden kurtulamamıştım. Kitapta Asr-ı Saadet döneminde ki arkadaşlıklardan
söz ediyor; iki arkadaşın ayrı kişilere bin dirhem borcu vardı, ikisinin de
geline birbirlerinden habersiz biner dirhem geçti, her biri diğerinin borcunu
ödedi. İmam diyor ki o zamanlar biz arkadaşlarımızın evine girer yemek yer
sonra çıkıp giderdik. Arkadaşı borç istediği zaman kişi ne kadar istediğini
sormaz cüzdanını uzatır, ihtiyacı kadarı alacağını bilir ve onu mahcup etmezdi.
Bunlar ne yazık ki asırlar öncesinde kalmıştı, artık insanlar ihanet etmekte
sınır tanımıyorlar.
Günümüzde
ise arkadaşlık çok farklı bir boyut kazandı. Eskiden nasıldı bilmiyorum ama
bugün oturup muhabbet ettiğim gençlere, akranlarıma dostlarını denemelerini
tavsiye ediyorum. Tabii denemek onu şeytan ile baş başa bırakmak değil, bir oda
da fark etmeden parasını bırakmış gibi yaparak, onu alıp almayacağını kontrol
etmek yakışık almaz. İnsan ne kadar iyi olursa olsun, o an için maddi durumu
kötü olan bir kimse şeytana uyabilir, daha sonra da büyük pişmanlıklar
yapabilir. Önemli olan arkadaşın karakteri, şahsiyetidir. Farklı kimselerin
yanında size nasıl davrandığıdır, sözünde durup durmadığıdır. Sadakat
arkadaşlığın temel taşıdır, hepimizin aklına gelir arkadaşımız için bir şeyler
yaparken bunu hak ediyor mu, diye sormak, bunu düşünmenize rağmen devam
ediyorsanız sadık olursunuz.
Sadakat yapılan hareketler ile olur, arkadaşlığın
temel taşıdır dedim. Ancak arkadaşları bir arada tutan sırdır. En başta
dediğimiz gibi insanoğlu ne kadar çok gizemi severse sevsin bunu içinde tutmayı
da beceremez, aktarıp rahatlamak ister. Günümüzde “sana bir sır vereyim mi?” diye
saçma bir soru meydana çıktı. Oysa çok eskiden kişi arkadaş olmaya niyetlendiği
yiğide “sırrın sırrımda gizlidir” der. Eğer karşı tarafta niyetli ise sırrını
paylaşır, kişi de ona bir sırrını vererek arkadaş olurlar.
Peygamber
efendimiz “ben aranızdan arkadaş seçecek olsam muhakkak ki Ebubekir’i seçerdim”
buyuruyor. Bu herkesin bir dosta, arkadaşa ihtiyacı olduğunun bir göstergesi
ayrıca Hz. Ebubekir (ra) sadakatine bir emsal teşkil eder.
Hayırlı eş,
hayırlı evlat ne kadar önemli ise hayırlı bir arkadaşta bir o kadar önemlidir. Kardeşlik
zorunlu bir bağ iken arkadaşlık seçilmiş kardeşliktir. Hz. Ali (ra) “Arkadaş, sen
yokken arkadaşlık şartını yerine getiren kimsedir.” Buyurmaktadır.
Son olarak
arkadaş büyük bir nimettir, sen kör olduğun zaman o görür. Sen düşünemediğin
zaman o yol gösterir. Sen hataya yeltendiğin zaman o seni tutar çevirir…
…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder