13 Aralık 2012 Perşembe

Arkadaşlık Üzerine I


            İnsan dünyaya geldiği ilk andan itibaren bir gizem peşinde koşar,  gizlediği bir takım şeyleri paylaşma hissi hep bu gizem sevdası yüzünden. Arkadaşlık hangi kelimeden türemiş, nerede ne zaman kullanılmaya başlanmış hiç önemli değil. İnsan bu dünyada olduğu sürece saklanan ve gizlenen gerçekler de olacaktır, sır tutması gereken arkadaşlar da. Arkadaşlık, dostluk, yarenlik, kankalık vs. bunlar iki insan arasında oluşan muhabbetin farklı boyutlarıdır.
            Lise yıllarımda çok sevdiğim bir ağabey İmam Gazali’nin ‘Bana Arkadaşını Söyle’ kitabını hediye etmişti. O kitabı okuduğum zaman çok şaşırmış, uzun bir süre etkisinden kurtulamamıştım. Kitapta Asr-ı Saadet döneminde ki arkadaşlıklardan söz ediyor; iki arkadaşın ayrı kişilere bin dirhem borcu vardı, ikisinin de geline birbirlerinden habersiz biner dirhem geçti, her biri diğerinin borcunu ödedi. İmam diyor ki o zamanlar biz arkadaşlarımızın evine girer yemek yer sonra çıkıp giderdik. Arkadaşı borç istediği zaman kişi ne kadar istediğini sormaz cüzdanını uzatır, ihtiyacı kadarı alacağını bilir ve onu mahcup etmezdi. Bunlar ne yazık ki asırlar öncesinde kalmıştı, artık insanlar ihanet etmekte sınır tanımıyorlar.
            Günümüzde ise arkadaşlık çok farklı bir boyut kazandı. Eskiden nasıldı bilmiyorum ama bugün oturup muhabbet ettiğim gençlere, akranlarıma dostlarını denemelerini tavsiye ediyorum. Tabii denemek onu şeytan ile baş başa bırakmak değil, bir oda da fark etmeden parasını bırakmış gibi yaparak, onu alıp almayacağını kontrol etmek yakışık almaz. İnsan ne kadar iyi olursa olsun, o an için maddi durumu kötü olan bir kimse şeytana uyabilir, daha sonra da büyük pişmanlıklar yapabilir. Önemli olan arkadaşın karakteri, şahsiyetidir. Farklı kimselerin yanında size nasıl davrandığıdır, sözünde durup durmadığıdır. Sadakat arkadaşlığın temel taşıdır, hepimizin aklına gelir arkadaşımız için bir şeyler yaparken bunu hak ediyor mu, diye sormak, bunu düşünmenize rağmen devam ediyorsanız sadık olursunuz.
            Sadakat  yapılan hareketler ile olur, arkadaşlığın temel taşıdır dedim. Ancak arkadaşları bir arada tutan sırdır. En başta dediğimiz gibi insanoğlu ne kadar çok gizemi severse sevsin bunu içinde tutmayı da beceremez, aktarıp rahatlamak ister. Günümüzde “sana bir sır vereyim mi?” diye saçma bir soru meydana çıktı. Oysa çok eskiden kişi arkadaş olmaya niyetlendiği yiğide “sırrın sırrımda gizlidir” der. Eğer karşı tarafta niyetli ise sırrını paylaşır, kişi de ona bir sırrını vererek arkadaş olurlar.
            Peygamber efendimiz “ben aranızdan arkadaş seçecek olsam muhakkak ki Ebubekir’i seçerdim” buyuruyor. Bu herkesin bir dosta, arkadaşa ihtiyacı olduğunun bir göstergesi ayrıca Hz. Ebubekir (ra) sadakatine bir emsal teşkil eder.
            Hayırlı eş, hayırlı evlat ne kadar önemli ise hayırlı bir arkadaşta bir o kadar önemlidir. Kardeşlik zorunlu bir bağ iken arkadaşlık seçilmiş kardeşliktir. Hz. Ali (ra) “Arkadaş, sen yokken arkadaşlık şartını yerine getiren kimsedir.” Buyurmaktadır.
            Son olarak arkadaş büyük bir nimettir, sen kör olduğun zaman o görür. Sen düşünemediğin zaman o yol gösterir. Sen hataya yeltendiğin zaman o seni tutar çevirir…
            …

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder