Gündeme bomba gibi
düşen Başbakanın yaptığı açıklama hala yankısını sürdürüyor. AK Parti hükumeti göreve geldiği 2002 tarihinden itibaren bu tarzda birçok radikal karar aldı.
İmralı görüşmeleri de bunlardan birisi. Hepimizin bildiği hatta başbakanın ara sıra
dile getirdiği, terör örgütünün yabancı ülkelerden destek aldığı, birçok finans
kaynağının bulunduğu ve sadece bununla da kalmayıp ülkelerin terör örgütüne
silah ve teçhizat sağladığı kuşku götürmeyen bir gerçek. Terör örgütü her ne
kadar kendi iç meselemiz gibi görünse de dış politikayı yakından
ilgilendirmektedir.
Görüşmelerin hükümet tarafından değil de
devlet görevlileri tarafından yapılması da siyasette ustalık dönemini yaşayan
Recep Tayyip Erdoğan’ın bir mahareti olarak karşımıza çıkıyor. Bunun hükümetin
seçimlerde kullanılacak bir argümanı olmadığını devletin kendi içinde kanayan
yaraya merhem olduğunu ve çizilen sınırların yetkililer tarafından
belirlenmediğini yani görüşmeyi yapan kişilerin sınırların dışına
çıkamayacağını da gösterir.
AK
Parti kadroları göreve geldiği günden bu yana çalışmalarını “Biz elimizden
geleni yapalım” prensibi ile yürütmüş bu radikal kararların alınmasına sebep
olmuştur. AB üyeliği konusunda izlenen yol ve çabaların karşılıksız kalması,
Annan Planına destek vererek büyük tepki toplamış ancak Nisan 2004’de KKTC ve
GKRY’nde yapılan referandumlar ile oylamaya sunulan plan Türk tarafından %64,91
oranında kabul gördüğü halde Rum oylarının %75,38’i red şeklinde olduğundan
hayata geçirilememiş. Sorumluluk Rum Yönetiminde kalmıştır. Ermenistan ile
düzeltilmeye çalışılan ilişkilerde de bu strateji benimsenmiştir. Son olarak
Demokratik Açılım hakkında konuşacak olursak sürecin sabote edilerek
baltalandığını gördük. Burada da hükumet elinden geleni yapmaya çalışmış ancak
karşı tarafın adım attığını göremeyince çözüm adına hiçbir şey yapılamamıştır.
Bugün
yeni başlayan sürecin belki de son fırsatlar olduğu unutulmamalı. Ortak bir
payda da buluşularak çözüme kavuşulmalıdır. Bu süre zarfında İsrail ve İran göz
ardı edilmemelidir. Tel Aviv yönetimi, terör örgütüne Kuzey Irak’ta en büyük
desteği veren İsrail-Kürt Dostluk Derneği Başkanı Davut Dağıstani’yi ‘acil’
koduyla görüşmeye çağırdı. Tahran ise Kandil ile bir şekilde irtibata geçip
durumu yakından takip etme kararı aldı.
Son
olarak Paris’te yaşanan cinayetler de suyu bulandıran son hamleler. Şahsen ben
Başbakan başta olmak üzere, Hakan Fidan ve ekibine güveniyorum. Süreç nasıl
sonuçlanır bilemem ancak bu tarz çözümlerde iki tarafında bir birlerine
yaklaşmaları gerektiğine inanıyorum. Aynı zamanda karşı tarafa son dönemde yapılan askeri operasyonlar verdikleri kayıplar sık sık hatırlatılmalı, bu treni kaçırmamaları gerektiğine inandırılmalıdır.
Bugün Diyarbakır'da yapılan yürüyüşte karşılıklı saygı çerçevesinde iki tarafında sağ duyuyla yaklaşması güzel bir haber. Yapılacak cenaze törenleri de bir o kadar önemli olduğu unutulmamalıdır.
Bugün Diyarbakır'da yapılan yürüyüşte karşılıklı saygı çerçevesinde iki tarafında sağ duyuyla yaklaşması güzel bir haber. Yapılacak cenaze törenleri de bir o kadar önemli olduğu unutulmamalıdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder